|
NöroKuantoloji: Yeni Bilim, Nasıl Başladı ve Oluştu? |
|
| Paz 05 Oca 2009 |  Kuantum fiziği 1900 yılında doğmasına rağmen, matematiksel teori ve formüller zemininden çıkıp günlük yaşamımızda uygulamaya girmesi son 20-30 yıl içinde olmuştur. Özelikle son 10 yıldır, kuantum fiziği ve sinirbilimleri üzerinde çalışanlar, birbirlerinin alanına ilgi göstermeye başladılar. Önce fizikçiler, sinir sistemi alanına ilgi gösterdiler. Daha sonra sinirbilimciler geride kalmayarak, kuantum fiziği alanına ilgi gösterdiler. Uygun platformlarda olmamakla beraber, garip şekilde kuantum fiziği konferanslarında “bilinç, bilinçli ölçme, gözlemci” kavramları üzerinde konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı. Tıkla KUANTUM BEYİN ve BİLİNÇ kitaplarını satın alabilirsiniz! 
|
|
Devamını oku...
|
|
Bilinci ve beyni anlamak için neden kuantum mekaniği gereklidir? |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Çarşamba, 09 Eylül 2009 14:16 |
|
| | Ça 09 Eyl 2009 | Son on yıldan daha fazla zamandır, kuantum mekaniğinin bilinç/zihin teorisinde işlevi olabileceği veya olamayacağı konusunda tartışmalar artarak keskinleşmektedir. Bu tartışmanın bir tarafında geleneksel sinir bilimciler yer alır ve beyin biliminin anlamak için sinir hücrelerine bakılması gerektiğini iddia ederler. Diğer yandaki belli fizikçiler bilinç/zihin dinamiklerinde kuantum mekaniğini kurallarının etkisi olabileceğini öne sürerler. Bununla birlikte, bilinç ve zihin maddeden ayrılamaz. İnsan beyninin mikroskop altı dünyası bilinci, zihni doğurur. Zihin ve madde arasında keskin bir ayrımı asla yapmayız. Sonuçta “madde”den ayrılabilecek “zihin” ve “zihin”den ayrılabilecek “madde” yoktur.

|
|
Devamını oku...
|
|
|
Habertürk Röportajı: NöroKuantoloji, Parapsikoloji, Durugörü ve Uzaktangörü... |
|
|
Begüm Çelikkol tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 29 Nisan 2010 14:51 |
|
| | Per 29 Nis 2010 | Bu yeni bir bilim sanıyoruz. Aslında tarihi eski ama yeni keşfedilmiş gibi sanki… NöroKuantoloji nedir? Biraz bahsedermisiniz? Evet, NöroKuantoloji, yeni bilimin adı. Henüz 8 yaşında, bilimin tarihine bakıldığında emekleme aşamasında. 2002 yılında ülkemizden doğdu. Bugün artık tüm dünyada ilgili camiada bilinen bir dal. NöroKuantoloji, herkesin çok konuştuğu, “Kuantum Beyin, Bilinç” ifadelerinin akademik adı. Temelde iki ayağı var NöroKuantoloj’nin. Birisi, kuantum fiziğinde ölçme sorunu denen ve 90 yıldır kafaları kurcalayan tartışmaları konu ediniyor. Kuantum fiziğinin, insan bilinci ile ya da gözleyen birisi ile ilişkili olabileceği, bundan yaklaşık 100 yıl önce, kuantum fiziğini kuran babaları tarafından öne sürülmüş. Bu konuda geniş tartışmalar yaratmışlar. Ancak, ne hikmetse, kuantum fiziğinde bilinçli kişinin ya da bilinçli bir gözlemcinin rol oynayabileceğini tartışanlar, yaklaşık 80 yıl fizikçiler oldu. Bilinçle ilgilenen sinir bilimciler ise bu konudan hiç haberdar olmadı ya da önemsemediler. Son 20 yıldır, artık sinir bilimciler de fizikçilerle bu konu üzerinde, beraber tartışmaya başladılar. Hatta hatta bilinç ve kuantum fiziği konulu ortak uluslar arası kongreler yapılır oldu. Bu tartışmanın merkezinde, bilinçli gözlemci yani insan yatıyor ve insanın, evrenin “oluşları” üzerinde sonuç belirleyici etkisi olabileceğini öne sürüyorlar.
|
|
Devamını oku...
|
|
Onlar akıllı, deli ben miyim yoksa? “Geleceği Önceden Biliyorum!” |
|
|
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Salı, 25 Mayıs 2010 15:57 |
|
| | Sal 25 May 2010 | Çocukluğumdan beri, belki yetiştiğim çevreden kaynaklanan paranormal anlatılara hep ilgiyle bakmışımdır. Zamanla bu ilgi, bilimsel olma çabasından da kaynaklanan bir şüphe ile süslenmiştir hep. Anlatılan “cin çarptı, muska, önceden rüyasında gördü, mezarında ateş görüldü, at üstünde zırhlı ve elinde mızraklı adamlar gördüm…” gibi şeylere hep şüphe ile ama bir o kadar da ilgi ile baktım. Bu tür hadiselere ilgi insana bir kez yapışınca, çok kolay yakasını bırakmaz. Yıllar içinde değişik versiyonları kafanızı kurcalar. Nöroloji asistanlığı sırasında, bütün asistanlar, uzun bir süre psikiyatri kliniğinde tecrübe kazanmak için giderler. Bu ayrılmaz iki kardeş olan psikiyatri ve nöroloji arasında bağın aslında ne kadar sıkı olduğunu bir kez daha insana hatırlatır. Benim de, psikiyatri kliniğinde çalışmaya gittiğimde, ilk verilen hastam, mesleği diş hekimi olan bir erkek hastaydı. Yaşı sanırım 25 civarındaydı ve normal dışı inançları vardı. En belirgini de, göbeğinin hemen altından çıkan bir ışık huzmesi ve onun belinde, omuriliğinde de olan yansımasıydı. Geçmiş bilgilerimde, “ya bu hasta şu şakra denen şeyi görüyor ve anlatıyor, tam yeri burası ve doğu mistiklerinin de tarif ettiği gibi anlatıyor” düşünmeme rağmen, bunu psikiyatri uzmanımıza ve de hocamıza hiçbir şekilde açmadım. Çünkü aklıma “yayılan şizofreni veya paylaşılan psikoz” denen bir tanı geldi hemen. Yani bana da “deli” diyebilirler diye düşündüm. Konuyu hiç açmadım.
|
|
Devamını oku...
|
|
Parapsikoloji, polisiye vakalarda düğümü çözer mi? |
|
|
İlknur ALPTEKİN DOĞANAY tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 30 Nisan 2010 08:35 |
|
| | Cum 30 Nis 2010 | Öngörü tarihi : 22 Aralık 2009, “Hava karanlık gibi … ama gece değil… havadan gri iri kar gibi ya da yanardağdan çıkan tüf gibi bir şeyler yağıyor… gri renkli kara da benziyor ama taş mı kül mü anlayamadım…” Öngörü tarihi : 14 Mart 2010 … “Bir krater ağzı.. tepeden yandan bakıyorum… hava sakin, hafif karanlık… kapalı… birden kraterden lavlar püskürmeye başladı !!! yer… bilemiyorum… ama soğuk ve karanlık bir dağ… ürkütücü… sanırım bir yanardağ patlayacak !!! iki gün üst üste gördüğüm duruların ikincisinde ise kutuplardayım… her yer buz kütleleri ile kaplı… yakıcı bir soğuk… iki kara parçası var buzulların arasında… hareket ediyor, kayıyor… orada olmak hoşuma gitmedi… neler olduğunu anlayamadığım tuhaf hareketler vardı…” Tarih 21 Mart 2010 … Sadece bir hafta sonrası… İzlanda’da Eyyafyallayöküll buzulu altındaki yanardağ, tam 190 yıl sonra gece yarısı püskürmeye başladı…
|
|
Devamını oku...
|
|
Evrim ve İnanç Arasında Seçim Zorunlu Mudur? |
|
|
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 01 Şubat 2010 00:00 |
|
| | Paz 01 Şu 2010 | Bugün, ülkemizdeki bazı bilim insaları ve evrim teorisinden haberdar kişiler bir ikilem arasında kalmaktadırlar: “Dine inanıyorsan evrim teorisine inanmayacaksın, evrim teorisine inanıyorsan Tanrı’ya inanmayacaksın.” Dini inancı olan kişilerin kafalarına sürekli olarak, evrim terosinin dine inanan kişinin kabul edebileceği bir şey olmadığı pompalanmakta ve ikilemde kalan bazı kişler, insan üretisi olan bilimi (ve evrim teorisini) tercih etmekten ziyade, Tanrı üretisi olan dini kabul etmek uğruna bilimden vazgeçmekte ve ona güvenlerini kaybetmektedirler. Hatta bilimin yöntemlerini buradan yola çıkarak toptan eleştirmektedirler.
|
|
Devamını oku...
|
|
Meditasyon, Zikir ve Farklı Bir Bilinç Hali Şizofreni: İki renk arası bir çizgicik pay! |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 10 Haziran 2010 13:32 |
|
| | Per 10 Haz 2010 | |
İnsanlar günlük ve sıradan bilinçlerini değiştirmek için değişik yöntemler uygulama arayışlarına girerler. Mevleviler dönerek sema yaparlar, Budistler nefes alıştırması yaparlar, Yogacılar bir nesneye ya da tekrarlı bir kelimeye yoğunlaşırlar. Amaç hep aynıdır: sıradan ve gündelik bilinçten farklı şeyler deneyimleri aramak. Antropolojik çalışmalardan anlaşılmaktadır ki, yeryüzündeki 4000 toplumun %90’ı zihin hallerini değiştirmek, artırmak için sistemler geliştirmiştir. Bazıları ona ultrabilinç ya da genişletilmiş bilinç, kozmik bilinç derken, Budistler nirvana, zen, satori, yodada samadhi derler. Sufiler ise bu yolu vecd, insani kâmil yolu olarak adlandırır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Kuantum Mekaniğine Göre Bilinci/Zihni ya da Beyni Kopyalamak mümkün müdür? |
|
|
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 05 Mart 2010 00:00 |
|
| | Cum 05 Mar 2010 | Felsefeci William Occam (1285-1349) “varlıklar gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır” demişti. Bunu genetik çoğaltma için elbette söylememişti. 1997 yılında Dolly adlı koyunun bedensel hücrelerinden yararlanılarak kuzu (kopya yavru) Dolly elde edildi. Büyük tartışmalara neden oldu ve arkasından fare, inek, keçi ve maymun kopyalaması yapıldı. Bugünlerde insan kopyalanmasından sıkça bahsedilmekte ve bilimsel/dinsel çevrelerde tartışmalara neden olmaktadır. Bazı ülkelerde bu konuda yasaklar başladı bile. Peki, bir insan beyni ve bilinci tam olarak kopyalanabilir mi? Kopyalanırsa eski beynin bilinci ne olur?
|
|
Devamını oku...
|
|
Kola Otomatlarından Saylonlara: Bilinci Tekrar Kullanmak Üzere Ana Merkezde Saklamak |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 05 Mart 2010 00:00 |
|
| | Cum 05 Mar 2010 | |
Kendi hareketleriyle kendiliğinden tepki gösterme eğilimi bulunan aygıtlar eskiçağlardan beri Çinliler tarafından geliştirilmişti. Sicilyali Diodoros ile Kalliksenos tanrıların ve tanrıçaların can verdiği heykeller betimler. Ve bir heykelin kimse el sürmeden, altın bir şişeden süt dökmesi ve yeniden yerine oturmasını anlatır.
|
|
Devamını oku...
|
|
2012, Carrington Belâsı Yılı |
|
|
Prof. Dr. Uğur Kaynak tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 05 Kasım 2009 09:43 |
|
| | Per 05 Kas 2009 | Ne Tekinsiz bir yılmış bu 2012. Nibiru (Marduk) saldırgan gezegenini 2012 de bekleyenler var. İstanbul Depremini 2012 de bekleyenler var. Carrington Event’ı 2012 de bekleyenler var… Bir karşılaştırma oluşturabilmek açısından 1 Eylül 1859 tarihinde İngiliz Astronom Carrington tarafından tesbit edilen ve kayıtları alınan Solar Flare (güneş Alevi) saldırısına ilişkin 12 adet Sürekli Magnetik Kayıt'tan biri buraya alındı. Bu doğal olayda telgraf tellerinin kendiliğinden eridiği ileri sürülmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|