|
NöroKuantoloji: Yeni Bilim, Nasıl Başladı ve Oluştu? |
|
| Paz 05 Oca 2009 | 
KUANTUM BEYİN ve BİLİNÇ kitaplarını satın alabilirsiniz!
KİTAPLARIN HER İKİSİNİ BURADAN TAM METİN OLARAK DA ÜCRETSİZ OKUYABİLİRSİNİZ

Kuantum fiziği 1900 yılında doğmasına rağmen, matematiksel teori ve formüller zemininden çıkıp günlük yaşamımızda uygulamaya girmesi son 20-30 yıl içinde olmuştur. Özelikle son 10 yıldır, kuantum fiziği ve sinirbilimleri üzerinde çalışanlar, birbirlerinin alanına ilgi göstermeye başladılar. Önce fizikçiler, sinir sistemi alanına ilgi gösterdiler. Daha sonra sinirbilimciler geride kalmayarak, kuantum fiziği alanına ilgi gösterdiler. Uygun platformlarda olmamakla beraber, garip şekilde kuantum fiziği konferanslarında “bilinç, bilinçli ölçme, gözlemci” kavramları üzerinde konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bilimsel Yaratıcılık İçin Yol Rehberi veya Bir Deniz Kabuğu Daha Bulduğumuzda… |
|
|
Dr. Özlem Yalçın tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 05 Mart 2010 11:50 |
|
| | Cum 05 Mar 2010 | Bilinenle bilinmeyenin sınırında gezinen, keşif yaptığı anda evreni ilk kez tüm insanlardan farklı bir şekilde gören bilim insanı ne hisseder? Sevinir mi, rahatlar mı, ürker mi? Deha, birbiri ile ilişkisiz görünen olaylar ve nesneler arasında bağlantı kurup yeniyi yaratma gücü olarak tanımlanıyor. Sanatsal yaratıcılık, üzerinde çalışmalar yapılmış bir alan olmasına karşın bilimsel yaratıcılık, araştırma açısından nispeten bakir kalmıştır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Kola Otomatlarından Saylonlara: Bilinci Tekrar Kullanmak Üzere Ana Merkezde Saklamak |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 05 Mart 2010 00:00 |
|
| | Cum 05 Mar 2010 |

Kendi hareketleriyle kendiliğinden tepki gösterme eğilimi bulunan aygıtlar eskiçağlardan beri Çinliler tarafından geliştirilmişti. Sicilyali Diodoros ile Kalliksenos tanrıların ve tanrıçaların can verdiği heykeller betimler. Ve bir heykelin kimse el sürmeden, altın bir şişeden süt dökmesi ve yeniden yerine oturmasını anlatır.
|
|
Devamını oku...
|
|
X-Change: Bilincinizi/Zihninizi Kısa süreliğine başkasına vermek ister misiniz? |
|
|
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 11 Şubat 2010 00:00 |
|
| | Per 11 Şu 2010 |

“X-Change/Değişim” adlı film (Yönetmen: Allan Moyle, Oyuncular: Stephen Baldwin, Senaryo: Christopher Pelham, 2000)
|
|
Devamını oku...
|
|
Kuantum Mekaniğine Göre Bilinci/Zihni ya da Beyni Kopyalamak mümkün müdür? |
|
|
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 05 Mart 2010 00:00 |
|
| | Cum 05 Mar 2010 | Felsefeci William Occam (1285-1349) “varlıklar gerekmedikçe çoğaltılmamalıdır” demişti. Bunu genetik çoğaltma için elbette söylememişti. 1997 yılında Dolly adlı koyunun bedensel hücrelerinden yararlanılarak kuzu (kopya yavru) Dolly elde edildi. Büyük tartışmalara neden oldu ve arkasından fare, inek, keçi ve maymun kopyalaması yapıldı. Bugünlerde insan kopyalanmasından sıkça bahsedilmekte ve bilimsel/dinsel çevrelerde tartışmalara neden olmaktadır. Bazı ülkelerde bu konuda yasaklar başladı bile. Peki, bir insan beyni ve bilinci tam olarak kopyalanabilir mi? Kopyalanırsa eski beynin bilinci ne olur?
|
|
Devamını oku...
|
|
İlham, Medyomluk, Sürrealizm: Yaratici Ayrişma Kavramı |
|
|
Çeviren: Reşat Güner tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 25 Şubat 2010 14:25 |
|
| | Per 25 Şu 2010 | AYRIŞMA (dissociation), zihinsel yaşamın normal bir parçasıdır. Örneğin, bazen bir telefon konuşması yaptıktan sonra şuurdışı biçimde karmakarışık birtakım karalamalar yaptığımı fark ederim. Bazen araba kullanırken olağan farkındalığım rutin davranışlarımdan bağımsız hale gelir ve gideceğim yere vardığımda oraya nasıl gelmiş olduğumu hatırlayamam. Diğer yandan füg, kişilik yitimi ya da ayrışmış kimlik hastalığı gibi haller adaptasyonsuzluk olarak görülür ve bu yüzden de patolojik olarak etiketlenir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bilinci ve beyni anlamak için neden kuantum mekaniği gereklidir? |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Çarşamba, 09 Eylül 2009 14:16 |
|
| | Ça 09 Eyl 2009 | Son on yıldan daha fazla zamandır, kuantum mekaniğinin bilinç/zihin teorisinde işlevi olabileceği veya olamayacağı konusunda tartışmalar artarak keskinleşmektedir. Bu tartışmanın bir tarafında geleneksel sinir bilimciler yer alır ve beyin biliminin anlamak için sinir hücrelerine bakılması gerektiğini iddia ederler. Diğer yandaki belli fizikçiler bilinç/zihin dinamiklerinde kuantum mekaniğini kurallarının etkisi olabileceğini öne sürerler. Bununla birlikte, bilinç ve zihin maddeden ayrılamaz. İnsan beyninin mikroskop altı dünyası bilinci, zihni doğurur. Zihin ve madde arasında keskin bir ayrımı asla yapmayız. Sonuçta “madde”den ayrılabilecek “zihin” ve “zihin”den ayrılabilecek “madde” yoktur.

|
|
Devamını oku...
|
|
2012, Carrington Belâsı Yılı |
|
|
Prof. Dr. Uğur Kaynak tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 05 Kasım 2009 09:43 |
|
| | Per 05 Kas 2009 | Ne Tekinsiz bir yılmış bu 2012. Nibiru (Marduk) saldırgan gezegenini 2012 de bekleyenler var. İstanbul Depremini 2012 de bekleyenler var. Carrington Event’ı 2012 de bekleyenler var… Bir karşılaştırma oluşturabilmek açısından 1 Eylül 1859 tarihinde İngiliz Astronom Carrington tarafından tesbit edilen ve kayıtları alınan Solar Flare (güneş Alevi) saldırısına ilişkin 12 adet Sürekli Magnetik Kayıt'tan biri buraya alındı. Bu doğal olayda telgraf tellerinin kendiliğinden eridiği ileri sürülmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Dalga Fonksiyonunun Bilinçsiz Çökmesi Mümkün Müdür? |
|
|
Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Salı, 05 Mayıs 2009 14:56 |
|
| | Sal 05 May 2009 | Kuantum çökme sadece insan varlığın da mı gerçekleşir? Retinaya bilgi ulaşmadan önce mi, retinaya ölçme bilgisi ulaştıktan sonra mı? Gözdeki retinada çomak hücreleri, rodopsin olarak adlandırılan fotona duyarlı iki pigment içerirler. İlki hücre zarına bağlı proteini olan opsindir ve ikincisi olan 11-cis retinale kovalent olarak bağlıdır. 11-cis retinal molekülü, 6 adet tekli ve çiftli bağlanmış, uzun bir doymamış elektron ağı içerir. Bir rodopsin
|
|
Devamını oku...
|
|
Tek Foton (Kuantum) Gözlerimizle Algılanabilir mi? |
|
|
Dr. Sultan Tarlacı tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 23 Ekim 2008 15:27 |
|
| | Per 23 Eki 2008 | Canlılardaki görme tam olarak fotokimyasal bir olaydır ve en iyi örneğidir. Görme, göz küresi içini kaplayan retina denilen bölgede başlar. Retina, sinirsel retina ve pigment epitelinden oluşan iki tabakalı bir yapıdır. Sinirsel retina, ışık algılayıcıları olan fotoreseptörler (ışığa duyarlı alıcılar) aracılığı ile ışığı hisseder.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|