Muster Mark’a üç Kuark!

NöroKuantoloji: Yeni Bilim, Nasıl Başladı ve Oluştu? e-Posta

SINIRLI SAYIDAKİ KUANTUM BEYİN ve BİLİNÇ kitaplarını satın alabilirsiniz!


KUANTUM BEYİN :: 100 DERSTE KUANTUM FİZİĞİ TARTIŞMA GRUBUMUZ


Kuantum fiziği 1900 yılında doğmasına rağmen, matematiksel teori ve formüller zemininden çıkıp günlük yaşamımızda uygulamaya girmesi son 20-30 yıl içinde olmuştur. Özelikle son 10 yıldır, kuantum fiziği ve sinirbilimleri üzerinde çalışanlar, birbirlerinin alanına ilgi göstermeye başladılar. Önce fizikçiler, sinir sistemi alanına ilgi gösterdiler. Daha sonra sinirbilimciler geride kalmayarak, kuantum fiziği alanına ilgi gösterdiler. Uygun platformlarda olmamakla beraber, garip şekilde kuantum fiziği konferanslarında “bilinç, bilinçli ölçme, gözlemci” kavramları üzerinde konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı.

Devamını oku...
 
Bilinci ve beyni anlamak için neden kuantum mekaniği gereklidir? Ya da sinir bilimi, fiziği neden 80 yıl geriden takip ediyor? e-Posta
  
Çarşamba, 09 Eylül 2009 14:16

Son on yıldan daha fazla zamandır, kuantum mekaniğinin bilinç/zihin teorisinde işlevi olabileceği veya olamayacağı konusunda tartışmalar artarak keskinleşmektedir. Bu tartışmanın bir tarafında geleneksel sinir bilimciler yer alır ve beyin biliminin anlamak için sinir hücrelerine bakılması gerektiğini iddia ederler. Diğer yandaki belli fizikçiler bilinç/zihin dinamiklerinde kuantum mekaniğini kurallarının etkisi olabileceğini öne sürerler. Bununla birlikte, bilinç ve zihin maddeden ayrılamaz. İnsan beyninin mikroskop altı dünyası bilinci, zihni doğurur. Zihin ve madde arasında keskin bir ayrımı asla yapmayız. Sonuçta “madde”den ayrılabilecek “zihin” ve “zihin”den ayrılabilecek “madde” yoktur.

Devamını oku...
 
2012, Carrington Belâsı Yılı e-Posta
  
Perşembe, 05 Kasım 2009 09:43

Ne Tekinsiz bir yılmış bu 2012. Nibiru (Marduk) saldırgan gezegenini 2012 de bekleyenler var. İstanbul Depremini 2012 de bekleyenler var. Carrington Event’ı 2012 de bekleyenler var… Bir karşılaştırma oluşturabilmek açısından 1 Eylül 1859 tarihinde İngiliz Astronom Carrington tarafından tesbit edilen ve kayıtları alınan Solar Flare (güneş Alevi) saldırısına ilişkin 12 adet Sürekli Magnetik Kayıt'tan biri buraya alındı. Bu doğal olayda telgraf tellerinin kendiliğinden eridiği ileri sürülmektedir. Olaya Carrington Event adı verilmektedir. İki adet Güçlü Güneş Lekesi arasında oluşan bir Manyetik kuvvet çizgisi kopması olayı ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Güneş Lekelerinin "Manyetik Kuvvet Çizgileri" bazen onlarca yerküre çapında ve milyonlarca Tesla gücünde olabilmektedirler. Kuvvet Çizgileri genellikle eşmerkezli, bir demet yarım çember biçiminde oluşurlar. Bunu Gök Kuşağına da benzetebiliriz. Eğer Güneş yüzeyindeki bu manyetik gök kuşağı, çok güçlü olduğu için çok fazla yükseklere çıkarsa, bu kez ortasından koparak çok büyük bir hızla geriye çekilir. Bu sırada en tepedeki kısım ise büyük bir hızla güneşten uzaklaşır. (Kamçılama Olayı) Bu türden patlamalara, önüne kattığı Corona (Güneş Atmosferi) malzemesinden dolayı Coronal Mass Ejection (CME) veya genel anlamda Solar Flare adı verilir.

Devamını oku...
 
Kuantum Fiziği ve Bilinç e-Posta
  
Çarşamba, 16 Aralık 2009 15:25

İnsanın yaşamı anlama, çözümleme ve kontrol altına alma gayretleri yaklaşık 3500 yıllık geçmişine rağmen halen devam etmektedir. Yaşamı anlamlandırma, doğa olaylarını ve insanı anlama, çözümleme konusundaki felsefi yaklaşımları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar dilimizde Mekanikçilik ve Yaşamsalcılık olarak isimlendirilebilir. Mekanikçiliğin ana doktrini şöyle ifade edilebilir: madde/enerji, uzay ve zaman ile tanımlanabilen tüm doğa olayları, değişmez bir takım fizik/doğa yasaları ile açıklanabilir. Mekanikçilik bir anlamda materyalizm temel görüşü altında düşünülebilir. Bilim, mekanikçilik ana felsefi düşüncesi altında çalışmalarını sürdüre gelmiştir. Bugün günlük yaşamımızda kullandığımız istisnasız tüm teknolojik aygıtların asıl kaynağı salt bu bilimsel araştırmalardır. Bu anlamda fizik yasalarının yadsınması imkansızdır ve hiçbir normal birey bu yasaların varlığını inkar edemez.

Devamını oku...
 
Kuantum Alanı Bir Âlem! e-Posta
  
Pazartesi, 16 Kasım 2009 12:26

Kuantum alanı bir âlem. Biz de o alanın içerisinde var olmaktayız. Fakat bizim yaşadığımız çevrede klasik fizik kuralları geçerli imiş görünüyor. Kuantum alanın özelliklerini öğrendikçe, bizim algıladığımız fiziksel çevrenin kocaman bir “yanılsamalar senfonisi”nden oluştuğunu görmekteyiz. Örneğin: Elektron; kütlesi olan, enerjisi olan, çapı olan bir parçacıktır (leptondur). Fakat içerisinde hiçbir şey olmayan bir parçacıktır! Elektronun, tıpkı kuarklar gibi bir spin (kendi ekseni etrafında dönme hareketi vardır). Ama ne gariptir ki her atomda aynı olması gereken, her yörüngede aynı olması gereken elektronların "spin kuantum numaraları" farklıdır.

Devamını oku...
 
Isaac Newton'un Bilinmeyen Aşkı! e-Posta
  
Pazartesi, 09 Kasım 2009 17:21

Çoğu kişinin Newton’u (1642–1727) bir fizikçi olarak bilinirse de, Newton her konu ile ilgilenmiştir ve buna sinir sistemi de dahildir. Sinir iletisi üzerine, Newton’un yazılarının önemli bir kısmı Principia Mathematica ve Optics’te bulunur. Yazdığı bölümler nispeten kısa olmasına karşın, 18. yüzyıl bilimi üzerinde önemli etkide bulunmuştur. Newton, Principia Mathematica’nın sonraki basımlarına eklemeler yapmış, ruh ve bedenin birleşiminden endişelendiğini belirmiştir. Newton’a göre Tanrı omnipotenttir (her şeye gücü yeten).

Devamını oku...
 
17.yüzyılda Zamanın Ruhu e-Posta
  
Pazartesi, 09 Kasım 2009 17:06
Zeitgeist, bir dönemin genel eğilimi ve bakış açısıdır. 17. yüzyılda bilim, felsefe ve metafiziğin sınırları henüz belirgin biçimde ayrılmamıştı. Bilim adına yapılanlar felsefe adına, felsefe adına yapılanlar da bilim adına yapılmış sayılıyordu. Bilimsel gelişme, insanın ahlakı ve tinsel dünyasını da açıklama çabasındaydı ve kilise aydınlar üzerinde önemli bir baskı gücü kullanıyordu. Bunun yanında 17. yüzyıl temel düşüncesi, dinsel anlayışla da ilişkili olarak, evrenin büyük bir makine olarak hayal edildiği mekanik ruhtu. Fiziksel evren mutlak bir mükemmellik ile Tanrı tarafından yapılmış bir makineydi.
Devamını oku...
 
Evrim ve İnanç Arasında Seçim Zorunlu Mudur? e-Posta
  
Pazartesi, 01 Şubat 2010 00:00

Bugün, ülkemizdeki bazı bilim insaları ve evrim teorisinden haberdar kişiler bir ikilem arasında kalmaktadırlar: “Dine inanıyorsan evrim teorisine inanmayacaksın, evrim teorisine inanıyorsan Tanrı’ya inanmayacaksın.” Dini inancı olan kişilerin kafalarına sürekli olarak, evrim terosinin dine inanan kişinin kabul edebileceği bir şey olmadığı pompalanmakta ve ikilemde kalan bazı kişler, insan üretisi olan bilimi (ve evrim teorsini) tercih etmekten ziyade, Tanrı üretisi olan dini kabul etmek uğruna bilimden vazgeçmekte ve ona güvenlerini kaybetmektedirler. Hatta bilimin yöntemlerini buradan yola çıkarak toptan eleştirmektedirler. Bu gidişin, nihai doğurduğu sonuç ise “Bilim güvenilmezliği, dinle çatışmasıdır. Dolayısı ile din ve din adamları ne diyorsa biz ona inanalım. Çünkü, o Tanrı bilgisidir” noktasına varıştır. Bir süre sonra, bu anlayış, kişisel bir bakış açısı olmaktan çıkmakta, okulda öğretmenlerin, milli eğitim bakanlığının ve ardından hükümetlerin, ve genel olarak da yüksek din kurumlarının politikası haline gelmektdir. Hatta eli kalem tutan ve öğretim üyesi ve bilim insanı olarak bilinen kişiler bile bu tutumun içinde olabilmektedirler. Sonuç, bilimle çatışan eğitmenler, üniversite öğretim üyleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığıdır! Hatta hatta ülkenin bilimsel kurumu TÜBİTAK’tır! Bu durumda kimseyi suçlamamak lazım. Kendinizi o insanların yerine koyun: bir elinize Tanrı’yı diğer elinize bilimi varselerdi, siz hangisini seçerdiniz?

Devamını oku...
 

Giriş



Günün Sözü

Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.
Gautama Buddha

Aramalar

Radyolar

Ziyaretçilerimiz

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün40
mod_vvisit_counterDün434
mod_vvisit_counterBu Hafta474
mod_vvisit_counterBu Ay2954
mod_vvisit_counterToplam148083

İstatistikler

Üyeler : 770
İçerik : 222
Web Bağlantıları : 18
İçerik Tıklama Görünümü : 166910

Üyelerimiz

Toplam Üye Sayımız: 585
Son Üye: partychat
Canlı Üye: 0
Bugün: 0 kayıt yapıldı
Bu hafta: 1 kayıt
Bu ay: 10 kayıt

Günün Resmi

Watching History Unfold
NASA Image Of The Day
08 Feb 2010
1024x768

Reklamlar

eMeS Aktif Sitesi
Türkiye'nin en büyük hasta odaklı multiple skleroz (eMeS) sitesi.
NeuroQantology Dergisi
2003 yılında Ülkemizden yayına başladı ve 2008 yılında SCI'ye kabul edildi...
AKADEMİK YAYINCILIK
Elektronik yayıncılık yaşadığımız dönenim en önemli atılımlarından biridir. Bu amaçla ülkemiz bilim ve akademik topluluğuna profesyonel hizmet ile yola çıktık... Online dergi yayıncılığı, eprints arşivler ve kişisel web sayfası hizmetleri için...
Türkiye'nin Gelecek Kehanetleri
Türkiye'nin gelecek öngörülerini içeren durugörü ve rüya arşivi.

Anketler

Halka açık beyin-sinir sistemi seminerleri olursa katılmak ister misiniz?
 

Kimler Sitede

Şuanda 11 konuk çevrimiçi
Joomla Visitor Map
Loading Joomla Visitor Map